Ülkemizdeki Teknoloji
Ülkemizdeki Türkoloji çalışmalarının daha verimli bir hale getirilmesi için tarih edebiyat, arkeoloji, kütüphanecilik gibi sosyal bilimler, “Türkoloji Enstitüsü” adı altında bir tek çatıda toplanabilir diyen Bozok Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ümit Eker; “Ayrıca bu bölümlere fazla öğrenci alınmamalı ve bu öğrencilere iyi bir eğitim verilmelidir. Buradan mezun olan Türkologlarda birtakım devlet imkânlarıyla Türkoloji çalışmaları yapabilirler” dedi.
Bozok Eğitim, Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (BEYDER)’in bu haftaki konuğu Bozok Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ümit Eker oldu.
"Dünya'da ve Türkiye'de Türkoloji Çalışmaları (Türkolojinin dünü-bugünü-yarını)" konulu bir sohbet veren Eker,Türk dili ve edebiyatı çalışmalarını kapsayan Türkoloji, Türklük Bilimi anlamına gelen bir kelimedir ve maalesef toplum tarafından yeterince bilinmemektedir. Batı medeniyeti 18. ve 19. asırlarda bilim ve fende bizden öne geçti. Bu sebeple Türkoloji çalışmaları dünyada ilk olarak 18. asrın sonunda Fransa ve Almanya’da başladı. Maalesef bizde de ancak 20. asırda başladı. Batıdan bazı heyetler Türkoloji çalışmaları kapsamında 19. yy’da Türkistan’a giderek birçok Türkçe (Uygur, Çağatay) metni alıp batıya götürdüler. Bunlar arasında Dede Korkut Hikayeleri, Kutadgu Bilig, Oğuz Kağan Destanı gibi eserler de bulunmaktadır. Ayrıca şu an dünyada 200’den fazla Türkoloji bölümü vardır. Batıda Radloff, Klaproth, Thomsenn gibi; bizde de Şemseddin Sami, Ahmet Vefik Paşa, Zeki Velidi Togan, Fuat Köprülü gibi bilim adamları önemli Türkoloji çalışmaları yapmışlardır.
Esefle söylemek gerekirse Türkoloji bizde gözde bölümlerden değildir, ayrıca bizim Türkologlarımızın önünde çalışmalarını engelleyen eğitimle uğraşmaktan kaynaklanan yeterince zaman ayıramama, yabancı dil bilmeme gibi sorunlar bulunmaktadır. Batıda ise örneğin Germenistik Anglistik gibi Türkolojinin muadili olan alanlar kendi ülkelerinde en değerli bölümlerdir. Türkoloji çalışmaları kültürel bir güç olmanın yanında siyasi bir güç de sayılabilir. Bu sebeple bazı batılı bilim adamları birtakım çıkar hesapları sebebiyle Türkolojiyi Türklerin aleyhine kullanabilmektedir. Örneğin birbiriyle anlaşma oranı yüksek olan Azeri Türkçesini ve Türkiye Türkçesini ayrı iki dil olarak kabul edebilmektedirler. Bu durumla ilgili arkeolojiden de bir örnek verilebilir. Malumunuz yazıyı ilk kez Sümerler kullanmıştır. Yani en eski yazılı metin Sümercedir ve Sümerce eklemeli bir dildir. Batılı bilim adamları bu durumu anlayınca ‘Sümerlerin Türklerle akrabalığı ispatlanabilir’ endişesiyle Sümerceyi gündemden düşürdüler ve Hititçeyi öne çıkardılar.
Ülkemizdeki Türkoloji çalışmalarının daha verimli bir hale getirilmesi için tarih edebiyat, arkeoloji, kütüphanecilik gibi sosyal bilimler, “Türkoloji Enstitüsü” adı altında bir tek çatıda toplanabilir. Ayrıca bu bölümlere fazla öğrenci alınmamalı ve bu öğrencilere iyi bir eğitim verilmelidir. Buradan mezun olan Türkologlarda birtakım devlet imkânlarıyla Türkoloji çalışmaları yapabilirler.”