Acun, Şehitlerimizi Rahmet ve Minnetle Anıyoruz

Ak Parti Ankara 2.Bölge Milletvekili aday adayı Yozgatlı Avukat Zühtü Acun, yüzyıllık destanın yıldönümünde Çanakkale şehitlerinin bir kez daha şükran, rahmet ve minnetle anıldığını söyledi.

Necdet Demirel
edit YAZAR Necdet Demirel arrow_forward
calendar_month 15 Ara 2025
schedule 4 dk
visibility 152
update 22:03
share
Bu haberi paylaş
Facebook X WhatsApp
Acun, Şehitlerimizi Rahmet ve Minnetle Anıyoruz

Acun, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü nedeni ile yayınladığı mesajında; “Bir tepede yan yana yatan üç yüz bin şehidimiz için ne diyebiliriz ki? Onları Rabbimiz sevmiş ve kul hakkı dahil bütün günahlarını affetmiş, Peygamber(S.A.V) tebcil ve tebrik etmiş, müjdelemiş, melekler selam durmuşken; Mehmet Akif gibi bir sanatkâr şairimiz de destanlaştırmışken hangi kalem daha iyisini yazabilir, hangi kelam daha yüce bir söz söyleyebilir? Merhum Akif onları iz’az ve ikram için yerle gök arası her şeyi aramış, bütün tarihi devirleri taramış, ancak “Peygamber ağuşu”na teslim ve tevdi edebilmişken biz daha mübarek hangi makamı hediye edebiliriz ki?” dedi.

 “ Kalemimizin aczine rağmen o kahramanları teberrüken anmak için gönlümüzden dilimize inen duyguları dile getirmek de borcumuzdur. Bir an için o ana dönelim. Arıburnu’nda, Conkbayırı’nda, Anafartalar’daki siperlere göz atalım. Hamidiye tabyalarında gezinelim ve şehitler adına düşünelim” ifadeleri ile devam eden açıklamasında Acun;

 “Gün gelecek savaş bitecek, memleket kurtulacak ama cephede karşısında duran düşmanların kanunları bu ülkede uygulanacak; Medeni Kanun İsviçre’den, Ceza Kanunu İtalya’dan, Ticaret Hukuku Almanya’dan aynen kopya edilecek, İngiliz ve Fransız kanunları bu topraklarda geçerli olacak deselerdi o şehitler tereddütsüz siperden çıkıp hücuma geçer miydi?

Şehadetlerinden kırk yedi yıl sonra 18 Mart 1962 tarihinde İstanbul’dan Kadeş Vapuru’na binen bin – iki bin civarındaki kızlı erkekli üniversite öğrencisi gûya şehitleri anmak için Çanakkale’ye giderken gemiye kasalar dolusu içkiler alıp, zil zurna sarhoş olup âlem yapacaklar, hatta gemi direğine kadın iç çamaşırını bayrak gibi takacaklar, içlerinden bazıları o gece hamile kalacak, Çanakkale’ye indiklerinde ise lokanta ve meyhanelere dalacaklarını bilselerdi ağzı şarap kokan salyalı palikaryalara karşı aynı şevkle muharebe ederler miydi?” ifadelerine yer verdi.

Acın, şunları kaydetti: “Gün gelecek, son abdestlerini alıp okuduktan sonra koyunlarında sakladıkları Mushafları okumanın yasak olacağını, camilerin ahır ve depo olacağını, bina kitabelerindeki tuğraların ve ayetlerin kazınarak yok edileceğini bilselerdi şehadet şerbeti içmeye bu kadar hevesli olurlar mıydı?

O muazzez şehitler, başlarını kaldırıp “Abide” adlı o beton yığını sütunları gördüklerinde “Bu ne acayip şey? Yoksa vatan toprağında değil de Nemçe ülkesinde veya Anzak diyarında mı defnedildik? Nerde bunun hilali, tuğrası? Hani besmele? Hüvel’baki yazan mezar taşını torunlarımız niye bizden esirgemişler?” demezler mi? Onları hangi yüzle yad etmeye cesaret edebiliyoruz?

O mübarek şüheda, üstlerinde gezen kısa donlu, ecnebi dinli, hasır şapkalı, kızarmış butlu, zebellah kılıklı çil çil turistleri görselerdi herhalde Evliya Çelebi’yi çağırıp “Kim bunlar?” diye sual ederlerdi.”

 “Şehit torunu olmayı ranta dönüştüren “Şüheda Kolonyası”, “Şüheda Restaurant” veya “Şüheda Patisieri” levhalı dükkânları görselerdi o mübarek kanlarını sebil ederler miydi?” sorusunu bir öz eleştiri olarak ortaya atan Acun, sözlerini şöyle tamamladı:

 ““Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak.  Boşanır sırtlara, vadilere, sağanak sağanak.” diyerek uzuvlarını toprağa saçarlar mıydı? “Çanakkale boğazı dardır geçilmez,

Kilitbahir suları kandır içilmez!” diyerek denizi kanlarıyla boyarlar mıydı? Kardeş rezaletini yapanların torunlarının Kabataş’taki iskelede Müslüman bir kadını yanında bebeği olduğu halde taciz edeceğini hissetselerdi “Vatan, bayrak, namus” duyguları ne hale gelirdi acaba?

Bütün bu ve benzeri sualleri zamanla Çanakkale Merkez Fatih Camii kürsüsünden dile getirdiğim ve hatta haykırdığım için bu sütunlarda bir kez de sizlerle paylaşmak istedim. “Evliya yurdu bu toprak, şüheda burcu bu yer. Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer”

Bu haberi nasıl buldunuz?

chat_bubble Yorumlar (0)

İpucu: Giriş yapın veya misafir olarak yorum yapabilirsiniz.

⚠️ Misafir yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

chat_bubble

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!