Yazı Detayı
21 Şubat 2015 - Cumartesi 23:46
 
ŞİDDET OLGUSU
Salim Gülbahçe
salim_1958@hotmail.com
 
 

Kadına, Çocuğa ve Göçsüze.vs. Kısacası İnsana = Şiddet 

Şiddeti değerlendirirken bir etkene bağlı kalmak yerine bütün etkenler göz önünde bulundurulursa daha sağlıklı bir analiz yapılacağına inanıyorum. Şiddet öyle terifi kolay bir şey değil çünkü;  kimine göre kural, kimine göre kanun, kimine göre töre, kimine göre hak ve özgürlük, kimine göre demokrasi, kimine göre eğitim – öğretim, kimine göre ceza, kimine göre ihtiyaç, vs. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama tek kelimeyle iyi bir şey olmadığı benimsenen bir kavramdır. Hiç kimse güzel olduğunu iddia etmemekle beraber en azından karşı olduğunu söyleyecek kadar çentilmenlik gösterebiliyorlar.

Şiddete hangi pencereden bakarsak o yönden görürüz. Çeşitli zaaflar insanları istenmeyen durumlara sürüklerler. Genel bir yapı olarak düşünürsek, İman eksikliği sorunu vicdan ve merhamet değerlerini zayıflatır, Ekonomi eksikliği sorunu ahlaki değerleri zayıflatır, eğitim eksikliği saygı ve hoşgörü değerlerini zayıflatır, aile terbiyesi eksikliği sorunu kişilik iradesini zayıflatır, bu ve benzeri zayıflıklar bazı art niyetli kişiler ve azmettirenler tarafından da  kolayca kışkırtılırlar ve kötü niyetli amellere de maşa olma eğilime girerler. Bütün bu faktörler zaaflarına yenik düşen kişilerde pisikolojik bir durumu da meydana çıkartır. Bu olumsuz davranışları istekleri dışında da yapabilirler.   Bu şiddet olayları idamı gündeme taşısa da, idamı, kısasa kısası, suça göre misilleme gibi eylemsel cezaları çağ dışı ve cehalet dönemi gericiliği olarak değerlendirenlerde cezaların caydırıcı niteliğinde olmamasından şikayetçi olmaktalar. Bu suçların artmasında en önemli faktör  verilen cezaların iyi halinden dolayı çok az bir süreye çekilmesi ve bu canilerin tekrar sokağa salınması olarak görülmektedir.

Dünya üzerinde idama baktığımızda bazı ülkelerde  idamın veya elektrikli sandalye gibi benzeri öldürme eylemlerinin uygulandığı görülmektedir. Oysa Türkiye de  kısa bir zaman öncesine kadar idam kanunu yürürlükte idi ama avrupaya bağımlı eğilim içinde olduğumuzdan bunu uygulamaya geçemedik. Zira sonunda da idamı kanunlardan çıkarttık. İdam yasak olmasına rağmen son günlerde artan şiddet olayları tekrar bu cezayı gündeme taşıdı. İdamın eksileri ve artıları düşünüldüğünde karar verme aşaması ve oldukça zor görünüyor. İktidar, muhalefet ve vatandaş adına  ( Sivil Toplum Örgütleri )  üçgeni farklı farklı değerlendirme içinde olmazsa kapsamlı bir şekilde  kanun hazırlanabilir. Daha önceki 12 eylülde olduğu gibi düzmece delillerle mazlumlarında bu cezaya çarpıldığı gerçeği göz önünde bulundurularak, mazlumların hakları da korunmalıdır. İdam kanunu ( Askere, Polise “bomba sayılan”  molotof atan, ( yüzlerini maskeyle kapatıp kamufle ederek, devlet millet malına zarar vererek, insanları hunharca katledenlere, vahşet yapan teröristlere, her türlü vatan hainlerine olarak yeniden çıkarılmalı ve titizlikle kullanılmalıdır. Bu günün ceza kanunları şiddet ve zulümü önleyemez durumdadır. İdan kanunu çıkmasa bile mevcut kanunlar değiştirilmeli ve bahse konu olan suçlara verilen cezalar caydırıcı nitelikte artırılmalıdır. Şiddet olgusunu” yok etmenin yollarını aramalıyız ve huzurlu, güvenli, sevecen bir toplum oluşturma yolunda gerekli adımları “İktidar Muhalefet demeden bir araya gelerek el birliği ile gerekli adımlar atılmalıyız. Şiddete son vermeliyiz… Şiddetin her türünü lanetlemeliyiz. SUSMAMALIYIZ… 

 
Etiketler: ŞİDDET, , OLGUSU,
Yorumlar
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Modül 5