Yazı Detayı
08 Mayıs 2015 - Cuma 00:24 Bu yazı 855 kez okundu
 
ASKIDA
Elif Özen
elifozen@bozok.tv
 
 

Uzun bir aradan sonra ancak yazma fırsatım oldu. Bu süre zarfında pek çok etkinlik yapıldı Yozgatımızda. Kutlu Doğum programları, Nevruz şenlikleri, tiyatrolar... Yakın bir zamanda yapılacak olan üniversite şenlikleri -özellikle gençler tarafından- dört gözle bekleniyor gibi. Sadece bu değil tabi Yozgat’taki son durum. Seçim yaklaştıkça meydanlarda, sokaklarda boy gösteren partilerin tatlı telaşlarını da görür olduk.. Yozgatlı olup, önemli mevkîlere gelen fakat seçimden seçime varlıklarını hatırlatan hemşehrilerimize sitem etsek de onlarında Yozgatımızı ziyaretleri ayrı bir güzellik..

Bu yazımda Yozgat’ta eksik gördüğüm bir uygulamaya değinmek istiyorum aslında, “Askıda”.

Geçenlerde bir ekmek fırınına girdim. Bir kaç ekmek aldım ve fazladan da ekmek parası verdim. Adam;

‘Fazla verdiniz.’ dedi.

‘Yok dedim fazla olanı askıda olsun.’

‘Askıda mı?’ dedi.

‘Evet’ dedim. ‘Askıda ne demek?’ dedi.

‘İhtiyacı olanlar olursa siz bu miktar kadar ekmek verin.’ dedim.

‘Tamam, anladım.’ dedi.

Fakat ben de anladım ki Yozgatımızda Askıda Projesinin bırakın bir uygulama sahasının olmasını, bunun ne demek olduğunu bilen sayısı bile oldukça az gibi görünüyor.. Daha önce yaşadığım şehirlerde görüp, burada karşılaşmadığım bu uygulama hakkında yazmaya karar verdim. Askıdanın hikayesi şu şekildedir:

İtalya'da Napoli'nin kenar mahallelerinden birinde, bir kafede, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterilerden biri, garsona "due caffee, uno sospeso" (iki kahve, biri askıda) dedi, iki kahve parası verdi, bir kahve içip gitti, garson da tezgahın üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt astı. Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlar da "due caffee, uno sospeso" (iki kahve, biri askıda) dediler, üç kahve parası verdiler ve iki kahve içtikten sonra gittiler. Garson "askı"ya yine bir küçük kağıt astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu.

Bir süre sonra kahveye, üstü başı biraz eski, püskü, -belli ki yoksul bir kişi- girdi ve 
garsona "un caffee sospeso" (askıdan bir kahve) dedi. Garson hemen bir kahve 
hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı, gitti. Garson ise tezgahın üzerindeki askıya taktığı kağıtlardan birini kopardı, parçalayıp çöp kutusuna attı.

Pek çok güzelliği ihtiva eden bu terbiyeyi, İtalyanlardan almaya gerek bile yok aslında. Gerek İslâm dininde gerek Osmanlı toplumunda örnek teşkil edecek pek çok uygulama mevcut. Örneğin; dinimizde, sağ elin verdiğini sol el görmemelidir anlayışını 1400 sene evvel Peygamber Efendimiz ümmetine miras bırakmıştır.

Osmanlı zamanında da bu nezaket dolu anlayış “sadaka taşları” adını almış, o döneme ait bir sosyal sorumluluk oluşturmuştur. Üst kısmında küçük bir oyuk bulunan silindir şeklindeki taş, cami avlularının en kuytu köşesine konulmuş, imkânı olan insanların, üzerindeki oyuğa bıraktıkları sadakalarıyla yoksulu, rencide etmeden el uzatma olanağı sağlamıştır. Kimse rencide olmadan, kimseyi incitmeden ve en önemlisi alanın da verenin de birbirini tanımadan, yapılan yardımın günümüzdeki adıdır “Askıda”.

Ümit ediyorum ki, bazı şehirlerde başlayan bu uygulama Yozgat Fırıncılar Odası tarafından da başlatılır ve zamanla Yozgat’ın tüm esnafında yaygın hale gelir. Ve yine ümit ediyorum öyle bir zaman gelir ki, tıpkı Osmanlı İstanbul’unu gezen Fransız gezginin, üzerinde para bulunan bir taşa tam bir hafta boyunca kimsenin gelmediğine şahit olduğu gibi, biz de kimsenin ihtiyacının kalmadığı zamanlara şahit oluruz.

Bâki selâm dua ve muhabbetle....

 
Etiketler: ASKIDA,
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Modül 5