TBMM BAŞKANI ÇİÇÇEK SURİYE MISIR KAN GÖLÜNE DÖNDÜ
83 defa okunmuş - 21 Ağustos 2013 - Çarşamba 00:00
TBMM BAŞKANI ÇİÇÇEK SURİYE MISIR KAN GÖLÜNE DÖNDÜ TBMM Başkanı Cemil Çiçek, memleketi Yozgat'ta kamu –özel ortaklığı ile yapılan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin temel atma töreninde konuştu. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, memleketi Yozgat'ta kamu –özel ortaklığı ile yapılan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin temel atma töreninde konuştu. Cumhuriyet ve demokrasinin milletin geçen yüz yılda kazandığı en önemli kazanım olduğunu belirten Çiçek; “Bu gün İslam Dünyası perişan, Suriye'ye bakın, Mısır'a bakın bizim sahip olduklarımızı talep etmek için bu gün oralar kan gölüne döndü, kan akıyor, göz yaşı dökülüyor, iç savaşlar, iç kargaşalar başladı” dedi. Yozgat'ta Sağlık Bakanlığı'nın Rönesans Holding aracılığıyla yaptırdığı 470 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin temel atma töreni TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, holding yöneticileri ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla yapıldı. Törende bir konuşma yapan TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in gündeminde demokrasi ve Cumhuriyet vardı.  Çiçek; “Evvela neyin kıymetini bilelim, Cumhuriyetin ve demokrasinin. Cumhuriyet ve demokrasi milletimizin geçen yüz yılda kazandığı en önemli kazanım. Bunlar doğru tercihtir, cumhuriyeti ve demokrasiyi bize armağan edenleri rahmetle, saygıyla buradan anıyorum. Bu iki kavramın, cumhuriyet ve demokrasinin eksik olduğu ülkelerdeki sıkıntıları görüyoruz” dedi. Devletten, devlette hizmet eden kurumlardan zaman zaman taleplerin olabileceğini, eksikler nedeni ile eleştirilerin de yapılabileceğini fakat hiçbir talebin kavgayla ortaya konulamayacağını vurgulayan Çiçek, Türkiye'de var olan huzur, barış ve kardeşliğin ülkenin geleceğini aydınlatacağını belirtti. TBMM Başkanı Cemil Çiçek yaptığı açılmada; Evvela neyin kıymetini bilelim, Cumhuriyetin “ve demokrasinin. Cumhuriyet ve demokrasi milletimizin geçen yüz yılda kazandığı en önemli kazanım. Bunlar doğru tercihtir, cumhuriyeti ve demokrasiyi bize armağan edenleri rahmetle, saygıyla buradan anıyorum. Bu iki kavramın, cumhuriyet ve demokrasinin eksik olduğu ülkelerdeki sıkıntıları görüyoruz. Bu gün İslam Dünyası perişan, Suriye'ye bakın, Mısır'a bakın bizim sahip olduklarımızı talep etmek için bu gün oralar kan gölüne döndü, kan akıyor, göz yaşı dökülüyor, iç savaşlar, iç kargaşalar başladı. Düşüncelerimiz farklı olabilir, siyasi kanaatlerimiz farklı olabilir, dini inanışlarımız, dini yorumlarımız farklı olabilir. Bunların hiçbirisi kavga etmemiz sebep teşkil etmez. Bu farklılıkların hiçbirisi bir birimize kem gözle bakmamız için sebep teşkil etmez. Bu farklılıklar bir birimize olan ilgimizi, bir birimize olan saygımızı daha da artırmalıdır. Eğer ülkemizde huzur olursa, barış olursa, kardeşlik olursa bir birimizi anlayabilirsek, bir birimize tahammül gösterebilirsek emin olun Türkiye'nin geleceği aydınlıktır. Zaten öyle olduğu içindir ki birliğimiz bozulsun, dirliğimiz açılsın, araya fitne ve fesat girsin diye içerden ve dışarıdan uğraşan pek çok uluslar arası kesim var, güç var bunlara da fırsat vermeyelim. Geçmişte bu manada çok acılar çektik, çok sıkıntılar çektik. Hepimizin devletimizden talebi var, hükümetlerimizden talebi var, devlette hizmet eden birimlerimizden talebimiz var, hatta yapılan hizmetlerden zaman zaman şikayetlerimizde olur, protestolarımız da olur ama bunlardan hiçbirisi cebil ve şiddete başvurmayı haklı kılmaz. Bu ülkede ne talep edeceksek, neyi konuşacaksak, neyi tartışacaksak bir birimize saygı çerçevesinde, hukuk çerçevesinde bunları yapacağız. Hele hele cebir ve şiddet milletin temsilcilerine karşı yapılıyorsa bu asla tasvip edilemez. Bu noktada tüm siyasetçilerin hangi partiden olursa olsun hangi milletvekili olursa olsun hangi sıfatı taşıyor olursa olsun bu insanlar sizi temsil ediyor evvela demokrasinin gereği seçilmişlere saygı duymayı öğrenmektir. Bunu öğrenemiyorsak henüz yeteri kadar demokrasi kültürüne sahip değiliz demektir. Onun için cebir ve şiddet, saygısızlık , hoşgörüsüzlük bizim ne inancımızda var ne kültürümüzde var ne de sık sık bu kürsülerde dile getirdiğimiz bu toprağı gerçek sahipleri daima ruhaniyetlerini ve himmetlerini talep ettiğimiz bu ülkenin erenlerinin bize tavsiyelerinde var Hacı Bektaşi veli, Mevlana, yunus emre daha nice Allah dostlarının sözler,ini buradan söyleyeceğiz ama onu anma toplantılarında o felsefeye uygun düşmeyen o tavsiyeye uygun düşmeyen davranışlarda bulunacağız. Sebebi ne olursa olsun bunları yaşı hepimizin müşterek bir tavrı ortaya koyması gerekir. Türkiye gerçekten büyüdükçe geliştikçe, güçlendikçe bir kısım ülkelerin ayağına basıyor bir kısım ülkeler bunlardan rahatsız oluyor onun içindir ki bu konuda millet olarak daha uyanık olmamız gerekir. Yaşadığımız zaman zaman sıkıntıları iyi değerlendirmeliyiz. Bu memleketin şehirden şehre gidilemediği bir sokaktan öbür sokağa gidilemediği sıkıntılı günler yaşadık sağcıdır dedik solcudur dedik bir kısmımız sol yumrukları sıktırdık bir kısmımız sağ yumrukları sıktık halbuki el sıkmak varken yumruk sıkmak niye? Kucaklaşmak varken kavga etmek niye? Sabır ve hoşgörü göstermek varken birbirimizin gırtlağına sarılmak niye? İncinsen de incitme felsefesi, tavsiyesi varken insanları incitmek niye? Yumruklamak niye? Buna alkış tutmak niye? Buna arka çıkmak niye? Buna tavır koymamak niye? Her on senede bir onbeş senede bir bu tuzağa düşmek niye? Milletlerin yol haritasını tecrübeleri tayin eder. Bu millet çok tecrübe edindi.Tecrübenin özünde de acıvardır,sıkıntı vardır, meşakkat vardır. Artık millet olarak meşakkat çekmek istemiyoruz. Sıkıntı çekmek istemiyoruz farklı görüşlerin içinde olsak bile birbirimizle kavga etmek istemiyoruz. Kim ki bize kavgayı tavsiye ediyor kim ki bize barıştan, hoşgörüden birbirimize saygı duymaktan öte bir yol tavsiye ediyorsa o bizden değildir o millete hizmet ediyor değildir. Artık demokrasinin, cumhuriyetin ,hoşgörünün kıymetini bilmemiz lazım. Eğer Türkiye sulh ve sukun içerisinde barış ve huzur içerisinde bir on yıl daha devam ederse Türkiye dünyanın ilk on değil şampiyonluğa oynayan takımlarından birisi olacaktır. Cenabı haktan niyazımız temennimiz o günleri hep beraber bizlere göstermesidir. Haber-Foto: Necdet DEMİREL
Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...