BOÐZDAÐ, SEÇİMLERDE 14 İLÇEYİ DE ALACAÐIMIZA İNANIYORUM
88 defa okunmuş - 02 Eylül 2013 - Pazartesi 00:00
BOÐZDAÐ, SEÇİMLERDE 14 İLÇEYİ DE ALACAÐIMIZA İNANIYORUM Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, muhalif partilerin seçim dönemlerinde AK Parti'ye karşı ittifak girişimlerde bulunduğunu belirterek, 2014 Mahalli İdareler Yerel Seçimleri öncesinde de hayata geçirilmesi planlanan seçim ittifakı planlarının tutmayacağını söyledi. Bozdağ; “2014'te de kim hangi oyunu kurarsa kursun bilsin ki siyaset meydanının en büyük oyuncusu millettir. Milletten daha büyük bir oyuncu asla yoktur” dedi.  Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, partisinin Yozgat İl Teşkilatı tarafından Yozgat Belediyesi Şahin Tepe Tesisleri'nde düzenlenen İl Danışma Meclisi toplantısında konuştu. Konuşmasına 2014 Mahalli İdareler seçimlerinde Yozgat'ın 14 ilçesini hedef göstererek başlayan Bozdağ, kendisini dinleyen partililere seslenerek; “Ben bu teşkilattan bu seçimde 14-0 istiyorum. Ve inanıyorum ki bu bizim için zor değil. Olması gerekendir. Siyasette biliyorsunuz ki üçüncü dönemdeyiz, benim için de 14-0 onurlu ve şerefli bir final olur inşallah. Ben bütün arkadaşlarımdan bu anlamda büyük destek bekliyorum” dedi. AK PARTİ'NİN ADAYINI KAYBETTİRMEK İÇİN İTTİFAK KURUYORLAR Bozdağ, muhalefet partilerin önceki seçimlerde olduğu gibi 2014 Mahalli İdareler Yerel Seçimleri öncesinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere tüm Türkiye'de ittifak arayışları içerisinde olduğunu ileri sürdü. “Seçim zamanı CHP güçlüyse orada CHP'ye yüklenelim, MHP güçlüyse orada MHP'ye yüklenelim, falan güçlüyse ona yüklenelim ama her yerde Ak Partinin adayını kayıp ettirecek sonuç almak için gücümüzü kudretimizi birleştirelim diyorlar” diye Bozdağ, yan yana gelmesi mümkün olmayan siyasi partilerin ittifak birlikteliği ile AK Parti'nin oylarını bölme planları yaptığını ifade etti. Bozdağ yaptığı açıklamada; Ben bu teşkilattan bu seçimde 14-0 istiyorum. Ve inanıyorum ki bu bizim için zor değil. Olması gerekendir. Siyasette biliyorsunuz ki üçüncü dönemdeyiz, benim için de 14-0 onurlu ve şerefli bir final olur inşallah. Ben bütün arkadaşlarımdan bu anlamda büyük destek bekliyorum. Seçim zamanı CHP güçlüyse orada CHP'ye yüklenelim, MHP güçlüyse orada MHP'ye yüklenelim, falan güçlüyse ona yüklenelim ama her yerde Ak Partinin adayını kayıp ettirecek sonuç almak için gücümüzü kudretimizi birleştirelim diyorlar. Kim diyor bunu yan yana gelmesi mümkün olmayan insanlar diyorlar. Ne için diyorlar ilçelerinin illerinin menfaati için mi diyorlar hayır kendi çıkarları kendi menfaatleri için bunu söylüyorlar. İstanbul'da aynı oyunun peşindeler Ankara'da aynı oyunun peşindeler her yerde aynı oyunun peşindeler. Buradan bir kez daha şunu ifade etmek isterim ki bu bizim için bildik bir oyundur.  Yeni bir oyun asla değildir. Biz 2004 de bunu gördük, 2009'da da bu birliktelikleri gördük ama milletimizin ortaya koyduğu başarıyı da iradeyi de gördük. 2014'te de kim hangi oyunu kurarsa kursun bilsin ki siyaset meydanının en büyük oyuncusu millettir. Milletten daha büyük bir oyuncu asla yoktur. Bu milleti tanımayanlar oyun peşinde koşuyorlar. Milleti tanısalar oyun peşinde koşmazlar milletin peşinde koşarlar. Bunların derdi millette değil. Oturmuşlar sıkça köşklerinde kendi menfaatlerinin kendi çıkarlarının hesabını yapıyorlar. Nedir o Türkiye'nin geleceğinde yeniden söz sahibi olmak. GAZETELERİN MANŞETİ İLE HÜKÜMETLERİN YIKILDIÐI GÜNLERE DÖNMEK İSTİYORLAR  Türkiye kontrol edilmez bir şekilde büyüyor, dışarıda birileri bundan rahatsız olduğu gibi içerde de güçlü Türkiye'den rahatsız olanlar var. Ne güzeldi gazete bir manşet atar ertesi gün hükümet çatırdardı. Ne güzeldi o günler değil mi gazete bir manşet atar ertesi gün bakarsınız ekonomik kriz bir başka boyut alıp giderdi. Güzel günlerdi. Cumhurbaşkanı sinirlenir anayasayı fırlatır ülkede kıyamet kopardı. Böylesi zayıf bir yapı böylesi zayıf bir ortam bu zayıflıktan beslenen herkes için büyük bir güç kaynağıydı. Neden dediğini yapmadığı zaman bak ha şunu yaparım dediğinde hükümet hizaya geliyordu. Bak ha şunu yaparım dediğinde bakan hizaya geliyordu. Bak ha şunu yaparız dediğinde belediye başkanı hizaya geliyordu. Herkesi hizaya getiren bir düzen vardı bizden önce. Allaha şükür 3 Kasım 2002 de sandıkta millet bu düzenlerin tamamını bozdu herkesi bu millet o gün hizaya getirdi. ESKİ DÜNYA YENİ DÜNYA BİR ARAYA GELSE DEÐİŞİMİ VE GİDİŞİ DURDURAMAZ Eski dünya yeni dünya bir araya gelse de, 12 Eylül'ün öncesinde bir birini yiyenler bir araya gelse de sonrasında 28 Şubat'taki müttefikler bir arya gelse de daha sonra başkaları, hepsi bir araya gelse bu değişimi ve bu gidişi durdurmaya güçleri yetmeyecektir. Çünkü bu gidiş bizim gidişimizi değil, bu gidiş milletin gidişidir. Bu yürüyüş milletin yürüyüşüdür. O yüzden güçleri yetmez. KAFA KALIN OLUNCA MİLLETİN VERDİÐİ DERSİ ANLAMALARI ZOR OLUYOR Bu millet sadıkta çevire çevire ders veriyor. 2002'de verdi mi, verdi, 2004'te verdi mi, verdi, 2007'de verdi mi, verdi, 2009'da verdi mi verdi, 2011'de verdi mi verdi, 2007 ve 2010 halk oylamasında milletimizin dersi verdi mi, verdi. Ama birileri hala milletin verdiği dersi anlamıyor. Kafa kalın olunca anlama kabiliyeti de ona göre zaman alıyor. Kolay intikal etmiyor, jeton çabuk düşmüyor. Ama Allah'tan bu millet büyük öğretmen, öğrencisi dersini anlamıyorsa sabırlı, kızmaz. Çevirir çevirir dersi bir daha anlatır, çevirir bir daha anlatır. Bu Kılıçdaroğlu'na da Bahçeli'ye de, BDP'ye de başkalarına da bu millet 2014 seçiminde yeni bir ders tekrarını samimiyetle ve sabırla bunların anlayacaklarını da umarak bir kez daha yapacaktır. TÜRKİYE GÜÇLÜ OLMASAYDI SESİ BU KADAR YÜKSEK ÇIKMAZDI Bizim dünyanın neresinde bir olay varsa onun karşısında Türkiye'nin artık söyleyecek sözü var. Düne göre mukayese edildiğinde etrafında olup bitenlere seyirci kalan bir Türkiye değil olup bitenler karşısında sözlerini sakınmadan söyleyen bir Türkiye var bu gün. Bu güçlü Türkiye'nin bir başka fotoğrafıdır. Eğer Türkiye güçlü olmasaydı, eğer ekonomisi güçlü olmasaydı siyaseti güçlü olmasaydı, yönetimi güçlü olmasaydı Türkiye'nin sesi etrafında olan biten bunca yangına rağmen çıkmazdı. Çıkıyorsa Türkiye'nin bu noktada hem insan haklarına önem veren bir kadronun iktidarda olduğunun bir göstergesidir hem de Türkiye'nin güç, kuvvet ve kudretinin varlığının bu bir göstergesidir. Bizim durduğumuz yer doğru bir yerdir. MISIR'DAKİ OLAYLARA DARBE DEMEYELİM DE NE DİYELİM Şimdi Mısır'da olanlara bakın, orada bir darbe olmuş. Milletin iradesi ile iktidara gelen bir cumhurbaşkanı askeri bir darbe ile iktidardan uzaklaştırılmış, biz buna darbe demeyecek miyiz? Bütün dünya literatüründe tartışmasız bir darbe olarak tanımı yapılan bir hadiseye biz darbe demeyeceksek o zaman ne diyeceğiz Allah aşkına. Türkiye'de onca zaman darbelere karşı mücadele eden bir siyasal anlayışın temsilcisi olarak biz buna darbe demezsek kendimize, kendi anlayışımıza ihanet etmiş oluruz. PALALI SALDIRGANIN TUTUKSUZ YARGILANMASI DA DOÐRU DEÐİL Geçenlerde Hacı Bektaş'ta şahsıma dönük bir saldırı oldu. Biz o saldırı karşısında tavrımızı ortaya koyduk. Yargı süreçlerinde verilen kararı da eleştirdik. Kendi açımızdan bir değerlendirmemizi yaptık. Bunu yapmak yanlış bir şey değil. Hem siyasetin tutumunu hem yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmeler yapmak bir siyasetçi olarak benim hakkımdır. Bu doğru olan  bir şeydir. Eğer bunlar yapılmıyorsa o zaman yanlışlık vardır, ama öte yandan geçenlerde Fas'tan gelen palalı olarak anılan kişi ile yargılama sürecinde mahkeme tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Ben bunu da yanlış gördüm. Neden çünkü tutuklu yargılamak böylesi olaylarda olmayacakta hangi hadise de olacak. Çünkü her olay ayrıdır. CEZA MEVZUATINDA DEÐİŞİKLİK YAPILACAK Bu olaylarda göstermiştir ki Türkiye'nin ceza hukuku mevzuatında bazı düzenleme ihtiyaçları çok açık ortadadır. Kamu düzeninin, kamu güvenliğinin sağlanması ve insanımızın adalete olan güvencinin her zaman üst düzeyde olması için bazı suçlarla ilgili değerlendirme yapmak ve sonuçta suç ve ceza arasında bir dengeyi ortaya koymak ve bu çerçevede cezanın caydırıcılık fonksiyonunu artırmak elbette yeniden düşünülebilir. Önümüzdeki günlerde bu konularla ilgili ceza mevzuatında da bir takım değişikliklerin yapılacağını buradan ifade etmek isterim. Adalet Bakanlığı bu anlamda kamuyu çok rahatsız eden vatandaşımızı çok rahatsız eden bazı suçların cezaları ile ilgili önemli çalışmalar yapmaktadır. Cinsel saldırı suçları ile alakalı önemli çalışmalar yapılmaktadır. Önümüzdeki günlerde bu konuda yapılan çalışmalar gerekli yerlerde müzakere edildikten sonra kamuoyu ile paylaşılacak ve bu konuda da başkaca adımlar atılması icap ediliyorsa da o adımlar da tereddütsüz atılacaktır" dedi.
Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...