KURTULMUŞ KENT EKONOMİ TOPLANTISINA KATILDI
157 defa okunmuş - 10 Ekim 2013 - Perşembe 00:00
KURTULMUŞ KENT EKONOMİ TOPLANTISINA KATILDI AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş; “Balyoz Davasının Yargıtay tarafından netleştirilmiş olması Türkiye'nin darbelerle yüzleşmesi bakımından hayati bir önemdeki kilometre taşıdır” dedi. Bazı toplantılar ve ziyaret programlarına katılmak üzere Yozgat'a gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kurtulmuş, Yozgat Valisi Abdulkadir Yazıcı'yı ziyaret etti. Burada açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, Yozgat'ta olmaktan onur duyduğunu söyledi.  2013 yılı Mart ayında Türkiye genelinde başlattıkları, illerin ekonomik aktörlerini bir araya getiren Kent Ekonomileri Forumu'nun 78'incisini Yozgat'ta gerçekleştireceklerini belirten Kurtulmuş; “Ekonomi ile ilgili kim varsa herkesin bir araya geldiği ilin ekonomik potansiyelini daha ileriye nasıl götürebiliriz şeklinde tamamiyle demokratik bir form olarak oluşan ‘Kent Ekonomileri Formu'. Bu 78'ini il, inşallah 3 ilimiz kalmış oluyor. Yıl sonuna doğru da Kent Ekonomileri Formu'nu bir ulusal strateji kitapçığı haline getirip bunları Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılındaki yol haritası olarak yerel ekonomik kalkınmanın yol haritası olarak bütün Türkiye kamuoyu ile paylaşacağız” diye konuştu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş  yaptığı açıklamada; “Türkiye hem ekonomik alanda hem siyasi alanda çok ciddi şekilde bir zihniyet değişimine doğru gidiyor. En son demokratikleşme paketi ile de ortaya konulan vizyon budur. En son demokrasi paketinde paketin içeriğinden daha önemli olan Türkiye'nin artık vatandaşından korkan vatandaşına bir hayat tarzı, vatandaşına inanç, düşünce, siyaset tarzı, yaşam tarzı dikte etmeye çalışan bir devlet anlayışından hatta vatandaşının bütün bu alanlardaki dilinden, kıyafetinden, siyasi düşüncesinden korkan devlet anlayışından tam tersine milletimizde hangi farklılar varsa bunların önünü açan ve bu farklılıkları sahiplenen sözün de kararın da yetkinin de sadece millette olduğu bir Türkiye'nin inşası istikametinde Türkiye ilerliyor. Demokratikleşme paketi bu alanda atılmış önemli adımlardan birisidir. İnşallah terör bütün sonuçları ile ortadan kalktığı zaman Türkiye ekonomisinin çok daha ileriye gideceğini göreceğiz” dedi. Ayrıca Kurtulmuş; “Yine bu yaz ayları içerisinde ya da bayram sonu kamuoyu ile paylaşacağımızı bir çalışmamız var o da terörün tahmini maliyeti. En iyimser ihtimalle terör Türkiye'ye 28 yılda 1.2 trilyon dolarlık büyük bir maddi kayıp vermiştir. Eğer bu maddi kayıplar olmasaydı Türkiye bu gün olduğu noktanın çok daha ilerisinde bulunacaktı. Ve inşallah terör sona erdikten sonra başta Güney Doğu ve Doğu Anadolu Bölgemiz olmak üzere hem yerli hem yabancı bir çok yatırımcının geleceğini ve Türkiye'de ekonomik kalkınmanın olağanüstü derecede hızlanacağını göreceğiz. Oralarda yapılacak olan ilave yatırımların aynı şekilde Türkiye'nin diğer bölgelerindeki yatırımları da etkileyeceğini hep birlikte göreceğiz. Dolayısıyla Türkiye doğru bir istikamette gidiyor. Bunu yaparken de son 10 yıldır, 11 yıldır Türkiye iki alandaki reformları birlikte yürüttü. Bunlardan bir tanesi ekonomik reformlar diğer siyasi reformlar. Bunlardan birisini diğerine tercih ederek Türkiye'nin yol alması zaten mümkün değil. Yani şunu diyemezdik biz bekleyelim biraz daha gelişelim ekonomik olarak ondan sonra siyasi reformlar yaparız. Ondan sonra ihtilallerle, darbelerle, darbe teşebbüsleri ile ondan sonra yüzleşir, hesaplaşırız diyemezdi Türkiye. Ve geçtiğimiz dönemde hem 2007'deki referandum yani Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi hem 2010'daki anayasa paketinin oylanmasında ortaya konulan irade Türkiye'de milletin istikametini göstermiştir. Ayrıca 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın sonuçları ile hesaplaşma, meclis araştırma komisyonunda darbelerle ilgili araştırma raporunun ortaya konulması, mahkemelerin 12 Eylül ve 28 Şubat'la ilgili devam ediyor olması Türkiye bakımından son derece sevindirici gelişmelerdir. Aynı şekilde Ergenekon ve Balyoz'da kararın alınmış olması (Bu gün de zannediyorum yeni açıklandı), Balyoz Davasının Yargıtay tarafından netleştirilmiş olması Türkiye'nin darbelerle yüzleşmesi bakımından bir hayati önemdeki kilometre taşıdır. Bu bir dönem noktasıdır. Biz öyle bir Türkiye arzuluyoruz ki bir daha hiçbir kimsenin aklının ucundan bir olağan üstü dönemi oluşturmayı bir olağanüstü dönemi gerçekleştirmeyi ya da bir olağan üstü dönem şartlarının oluşmasına katkıda bulunmayı aklından dahi geçiremeyeceği kadar darbelerin önünün kesildiği bir Türkiye lazım. Bunun için millet iradesinin bütün kurum ve kuruluşları ile işletilmesi gerekiyor. Bu da gerçekleşirken bu ülkenin de ekonomik gücünün gerçekten olağan üstü yüksek derecede sağlanması gerekiyor” diye konuştu. Kurtulmuş konuşmasının devamında; “Siyasette de ekonomide de söz ve karar milletin elinde olursa bu ülke ileriye gider. Ekonomi de de siyasette de söz ve karar seçkinlerin elinde olursa ülkeyi yönettiklerini zanneden elitlerin elinde olursa millet geriye gider. Türkiye'nin 67 yıllık çok partili siyasi hayatının özeti budur. Ne zaman demokrasinin önü açılırsa ekonomi gelişiyor. Ne zaman ekonomi gelişirse demokratik adımlarımız artıyor. Böyle olduğu sürece milletin gücü artıyor. Ve Türkiye'de seçkinlerin elitlerin milleti adam etmek, milleti güdülemek hevesinde iştahında olanların da iştahı kaçıyor hevesi kursaklarında kalıyor. Dolayısıyla bütün bu çalışmaların hepsi aynı amaca matuf çalışmalardır. Ekonomi de de siyasette de demokratik yöntemlerle sözü, kararı halka bırakacak mekanizmaları inşa ediyoruz. İnşallah Türkiye'nin önümüzdeki 10 yıl çok büyük mesafeler alacağını hep birlikte göreceğiz. Bütün bunlar da sadece Ankara'da oturarak, masa başında planlayarak olacak şeyler değildir.  Siyaseti de ekonomiyi de paydaş olarak milletin bütün kesimlerine koyabilirsek o zaman Türkiye'de halk kazanacaktır Türkiye kazanacaktır. Evlatlarımız Türkiye'nin gelecek nesilleri kazanacaktır. Şimdi alınmış bir karar var uygulamaya konulacak uygulamaya tabi ki bir geçiş süreci olacak. Hiçbir karar bugün aldık yarın sabah bunun uygulaması kolay olmaya bilir ama hükümetin temel tercihi şuydu; biz milletten milletin çocuklarını eğitmek adına milletin çocuklarını devlet imkanları ile eğitmek adına oy almış olan bir siyasi iktidar olarak milletin çocuklarını resmi devlet okullarında mı okutacağız, yoksa biz bunu yapamıyoruz buyurun dershaneler buyurun siz mi eğitin diyeceğiz. Bir yöneliş değişikliğine ihtiyaç vardır. Bunun için de Milli Eğitim Bakanlığı gerekli açıklamaları yaptı. Dershanelerin çok büyük bir kısmı özel okullara dönüşecektir. zaten 3 senedir dershanelerin özel okullara dönüşmesi istikametinde tavsiyeler yapılıyor. Ayrıca Milli Eğitim bakanlığının açıklamasından anlıyoruz ki özel okulların kuruluşu ile ilgili şartlar da biraz daha yumuşatılmıştır. Dolayısıyla istiyoruz ki burada hem dershaneci kardeşlerimizin arkadaşlarımızın mağdur olmaması lazım hem de dershane sektöründe görev alan çok sayıda öğretmen arkadaşımız var bu öğretmen arkadaşlarımızın mağdur olmaması gerekiyor. Bunları sağlayacak mekanizmalar sayesinde Türkiye bu istikamete doğru gidecek. Adımlar atılmaya başlanıyor ifade ettiğim gibi hemen yarın sabah bunun sonucu alınacak değil, belli süreç içerisinde Türkiye bu dönüşümü sağlayacak” diye söyledi.
Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...