BİR AVUÇ RUM AZINLIKTAN KORKAN BİR DEVLET VARDI
74 defa okunmuş - 10 Ekim 2013 - Perşembe 00:00
BİR AVUÇ RUM AZINLIKTAN KORKAN BİR DEVLET VARDI AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Kendi kimliği ortaya koymaya korkan bir devlet vardı. Ondan korkan, dindardan korkar, Alevi'den korkar, Kürt'ten korkar, gayrimüslimden korkar, herkesten korkardı. Çünkü neden korkardı biliyor ki kendisi zulüm ediyordu. Zalim korkar" dedi. Kurtulmuş, partisinin Bilal Şahin Kültür Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen Yozgat İl İştişare Toplantısında yaptığı konuşmada,  Türkiye'nin birçok dönemeçli dönemlerden geçtiğini söyledi. 18 yıl Türkiye'de ezanın Türkçe okunduğunu anımsatan Kurtulmuş "18 sene Yozgat'ın köyleri dahil tanrı ulurdur, tanrı uludur, tanrıdan başka yoktur tapacak, diye bir sesi ezan diye bu millete dinlettiler. Çünkü bizim adam olmamız lazımdı eski hurafelerden kurtulmamız lazımdı. Onların zihniyetinde. Ankara burnunuzun dibi Yozgat'tan hiçbir Yozgatlı hanımefendi başında yemenisiyle çarşafıyla Ankara'nın caddelerine girip dolaşamadı. Hiçbir Yozgatlı şalvarıyla ayağında potunuzla Ankara'nın merkezine gidip dolaşamadı. Çünkü bizim modern olmamız lazımdı, bizim medeni olmamız lazımdı, o atalarımızın giydiği kıyafetleri giyemezdik, bunlar geri milletin kıyafetleriydi" diye konuştu.  28 Şubat döneminde birçok genç kızın başörtüsü yüzünde üniversite kapılarından geri dönderildiğini ifade eden Kurtulmuş şunları söyledi: "6 kere gidip 7 kere gelen zat döndü Ankara'da ki konser salonunda 28 Şubat'ın en karanlık zamanlarının birisinde ayağa kalktı Konçertoyu dinledikten sonra 'İşte çağdaş Türkiye bu' dedi. Halbuki o salonda kendisi de dahil kimsenin müzikten de fazla bir şey anladığını zannetmiyorum. Nice insanlar üniversite kapılarından döndürüldüğünü biliyoruz. İstanbul Üniversitesi'nin kıdemli hocalarından birisinin 28 Şubatta bir cumartesi günü başörtülü olan eşi ile birlikte üniversitenin bahçesinde dolaşmak için geldiğinde bahçeye sokulmadığını biliyoruz. Türkiye bu günlerden geçti. Bu söylediğim milattan önce değil, 1997'lerden 1998'lerden bahsediyorum." KAMUDA BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK SAÐLAYAN DÜZENLEME Bu hafta başında başörtüsü yasağını kamuda yasaklayan serbest bırakan bir kararname ile değiştiğini anımsatan Kurtulmuş "Çok şükür şuanda devlet memuru olan bütün arkadaşlarımızın önünde başörtüsü serbestliği kazanılmış oldu"  dedi. Kurtulmuş, şöyle devam etti: "Türkiye'den 1946'dan bu yana 66 yıllık 67 yıllık sürecinde 5 tane olağan üstü dönem var bunlardan bir tanesi de rahmetli Adnan Menderes idam edildi. Bir tanesi de rahmetli Necmettin Erbakan'ın milletin helal oyları ile verdiği iktidarı zorla altında koltuğu çekilerek elinden alındı. 12 Mart'ta 12 Eylül'de bu milletin bütün siyasi hayatına bütün toplumsal hayatına müdahale edildi.   27 Nisan'da elektronik muhtara falan filan diye son zamanlarda buda moda oldu. Eski muhtıranın adıyla yeni muhtıranın adı farklı ama mahiyeti aynı aslında fırsat bulsa müdahale edecek. 12 Mart'tan farkı olmayacak Ama gücü yetmediği için orda elektronik muhtıraya bilgisayarda kaldı. Efendim 2007 şartlarını hatırlayın, 2007 şartlarında cumhurbaşkanı seçilmez, 367 diye bir şey çıktı. Ondan evveli olmayan bir şey, 367 milletvekilin olmazsa oturumu açamıyorsunuz. Açsan saten seçeceğin cumhurbaşkanını ama oturumu açamadığın için seçemiyorsun. Hatırlayın mevcut cumhurbaşkanımızın seçim sürecinde bir sürü işler oldu. Yetmedi AK Parti hakkında iktidarda tek başına olmasına rağmen kapatma davası açıldı."  BİR ÇOK BÜYÜK ZATIN ÖNDE OLAN KİŞİNİN SON DERECE ŞAİBELİ ÖLÜMLERİ VAR Rahmetli Malatya Belediye Başkanı Hamüda vardı, Hamüda cinayetinden Hrat Dink cinayetine kadar, Bahriye Üçok cinayetinden, Muammer Aksoy cinayetine kadar  bir sürü faili meçhul cinayetler var" diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü: Hatta ve hatta devletin ve milletin önünde görülen birçok büyük zatın önde olan kişinin son derece şaibeli ölümleri var. Rahmetli Turgut Özal zehirlendi mi? Yoksa kendisimi tabi kendisi eceli ile öldü,, zehirlenmedendi normal yollarla mı vefat etti. Halen kocaman büyük bir soru işareti var. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimizin helikopter kazası kaza mıdır? Bir müdahale sonrası mı düşmüştür?  Rahmetli Recep Yazıcıoğlu valinin trafik kazası, rahmetli Bedri İnce Tahtacı Gaziantep Milletvekilimiz oda çok şaibeli  bir konu üzerinde meclis üzerinde çalışma yapıyordu. Muhtemelen elinde de birçok deliller vardı. Bir trafik kazasında gitti. Hakikaten trafik kazası mı yoksa Ali Cengiz oyunu ile mi götürüldü. Eşref Bitlis Paşanın helikopteri buzlandı raporlar öyle demiyor. Ama üstü örtülüyor. Bir sürü büyük kişi yani önde olan kişinin şüpheli ölümü var eski Türkiye'de Fırat'ın doğusunda 10 bin'in üzerinde faili meçhul cinayet var. Eski Türkiye'de 1 Mayıs olayları var, Eski Türkiye'de efendim kanlı pazar var, Eski Türkiye'de Çorum olayları var, Maraş olayları, Sivas olayları var, Gazi olayları var toplumun bütün kesimleri birbirlerine düşürülmeye çalışılıyor. 7 bin tane gencecik evladımız sağcı solcu diye 12 Eylül öncesinde toprağa girdiler. Sonradan anlaşıldı ki aynı silah sabah solcuyu öldürdü, akşam sağcıyı öldürdü." BİR AVUÇ RUM AZINLIKTAN KORKAN BİR DEVLET VARDI Devletin zihniyet değiştiştirdiğini dile getiren Kurtulmuş  "Önceden devlet 16 yaşındaki çocuğun başörtüsünden korkan bir devlet vardı. Önceden devlet bir Kürt vatandaşlarımızın çocuğuna Kürt kökenli isim vermemesinden korkan bir devlet anlayışı vardı. Nüfus memurlarının elinde isimler vardı. O isimlere o isimlere uymuyorsa o isimleri koyamazdınız çocuklarınıza. Hatırlayın yakın zamana kadar İbrahim Tatlıses'in kürkçe şarkı söylemesinden de korkan bir devlet anlayışı vardı. Daha ilerisine gidin 6-7 Eylül olayları öncesinde İstanbul'da bir avuç Rum azınlıktan korkan bir devlet vardı. Vatandaşının kendi yaşadığı yere Dersim demesinden korkan bir devlet anlayışı vardı. Kendi kimliği ortaya koymaya korkan bir devlet vardı. Ondan korkan, dindardan korkar, Alevi'den korkar, Kürt'ten korkar, gayrimüslimden korkar, herkesten korkardı. Çünkü neden korkardı biliyor ki kendisi zulüm ediyordu. Zalim korkar. Temel prensimdir bu. Biz atalarımızdan devlet yönetimi ile ilgili üç şey öğrendik. Devlet yönetimi bizim şahıslarımıza görüşlerine göre değişecek bir şey değildir. Bir bize ne dendi 'Adalet mülkün temelidir'  İki Zulümle abad olunmaz' Üç, 'İnsanı yaştaki devlet yaşasın' Bu devlet adaletle hüküm olur, adaletle yönetilir. Adaletin olmadığı yerde mülk olmaz. Adaletin üstündeki kaftan tevazudur" diye konuştu. 
Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...