OSMAN COŞKUN SEVGİYİ TARİF ETTİ
98 defa okunmuş - 13 Şubat 2014 - Perşembe 00:00
Sevginin Allah'ın insan kalbinde var ettiği muhabbetten kaynaklandığını belirten Yeni Çeltek Kömür İşletmesi Genel Müdürü Osman Coşkun, 14 Şubat gibi kısıtlı bir günde temsil bulan sevgi kavramına farklı bakış açısı ile ışık tuttu. “Biz gelişi güzel hareketlerimizi sevgi zannederiz” diye başlayan açıklamasında Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî (ra) Hazretlerinin “Ruhul Arifiyn” adlı bir eserinde kalbin meyli olan sevgiyi meydana getiren ‘Vücut', ‘İlim”, “İdrak”, “Cemal”, “İhsan” ve “Esrarı Hafiye” başlıklarından oluşan 6 sebepten bahsettiğine kaydeden Coşkun; “Yalnız insan kalbi sevmek için yaratılmıştır. Mutlaka sevmek ister. Ama bu duyguyu tatmin etmek de ancak doğru yolda olursa sevgi manasını kazanır. Aksi takdirde olmaz. Onun içindir ki, sevgiye kaynak olan şeyin yaratılış itibariyle zaruri sevgiyi meydana getirecek şeyin 6 sebebi olduğunu burada beyan eder. - Vücuttur:  İnsan hayali değil, Var'ı sever. Zira hayal bir zaman sonra, yok olacaktır. İnsan o hayalin neticesinde boşlukta kalacaktır. Ama vücut onunla beraber kalacaktır. O vücudu boşluğa hayallerle itmek sevgi değildir. Bu zaruri olarak varı sevmek, sevginin sebebidir. - İlimdir: Tabiatı itibariyle insanoğlu ilmi sever. Siz sokakta hiç eğitim görmemiş bir kimseyi tutsanız, üniversitenin en yüksek kademesindeki eğitim profesörü olarak be cahil adam diyecek olsanız, sizin yakanıza yapışır; cahil sensin der. Refleks halinde reddeder. Çünkü insan tabiatı cehle meyletmeyi gönlü istemez. Yaratılış itibariyle ilmi sever. Ancak o ilim haysiyetini taşımak şartıyla. - İdraktir: İdraki sever. Anlaşılmayı ve anlamayı sever. Bir türlü sözünüzü anlamayan, öğrencinin, arkadaşınızın vb. topluluğu sizi cenderelere sokar. Çünkü anlamıyor. Beni anlamıyor ki der. (Beni anlamadın ya ben ona yanarım der) - Cemaldir: Yani güzelliği sever. Kendi düşüncesine göre güzel olanı sever. Eğer çirkine güzel diyorsa, sevgide yanılıyor demektir. Neyin güzel olduğunu bilmek şarttır. Biz insanlar güzelliğin izafi olduğunu zannederiz. Hâlbuki değil, güzel güzeldir. Onun nerden nasıl bilineceğini, bilmek zarureti vardır. - İhsandır: İnsan, ihsanı sever. Cimriliği sevmez. Amaaannn yaklaşma onun yanına, onun bir kahvesi içilmez der. Niye? Cimri insandır der. Resulullah (sav) Efendimiz bir hadisi Şeriflerinde; Yarabbi, bana fasık bir kimsenin eliyle bir ikramda bulunma ki bu ikramı sebebiyle gönlümde onun sevgisi olmasın der. Bir hadislerinde; hediyeleşiniz, bir birinize hediyelerde bulununuz. Ta ki sevginiz artsın. Hediyeleşmek velev güzel bir kelimeyle dahi olsa,bu sevgiyi artırır. - Esrarı Hafiyedir:  Yani, gizli sırlardır. Bir kimseyle aranızda, sadece ikinizin paylaştığı bir sır varsa, bu zaruri olarak sevginin alametidir. "Bu saydığımız vasıflar bir şeyde ne kadar varsa o daha çok sevilir. Ne kadar çoksa, daha çok sevilir” diyen Coşkun, açıklamasını şöyle sürdürdü: “İşte bunun içindir ki, Vücut, onun Halikı Allah'tır.  Bütün varoluş, onun varlığına bağlıdır. Onun var etmesiyle vardır. İlim Allaha mahsustur. Onun ihsan ettiği kadar insanda vardır. İdrak deyince kim onun anlayışına, anlamadığı nokta var mıdır? Cemal Allaha mahsustur. Güzellik ona mahsustur. Elbette ki; güzelliğin Halikı O'dur. Yaratıcısı O'dur.  İhsan; kendisine zulmedene de, küfredene de nimet ihsan eder. Rızık verir. İhsanın en büyüğü Ondadır. Esrarı hafiye deyince,  Allah'ın yanında sır yoktur. Her şey açıktır. Bütün sırlar ona mahsustur. Onun içindir ki sevgiye layık olan tek var Allah'tır. Bundan dolayı tarifini tekrar ediyoruz.” ALLAH MUHABBETİ KAYNAKLI SEVGİ Dr. Osman Coşkun, Sevginin Allah muhabbetinden kaynaklanan kalbin meyli anlamına geldiğini vurguladı. Coşkun, güne özel açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Eğer kalbin meyli, Allah tarafından kaynaklanmıyorsa, o sevgiye şehvet derler. Biz bazen çok yerde, şehvetle sevgiyi birbirinden ayırırız. Hangi şehvet olursa olsun. Mal hırsı, makam hırsı, hangisi olursa olsun. Eğer, kalbin meyli bunlardan kaynaklanıyorsa, onun adı şehvettir. Sevmek mi zor, ayrılmak mı zor. Bir talebem yazısında şu ifadelere yer veriyor: “Ayrılığın hüznü elbette ki daha zor. Hele sevgisini kalbinde götürüyorsan ayrıldığın şeyin, Hele daha doyamadıysan.  Ve ömür boyu birlikte olsan dahi, doyamayacağını biliyorsan. Her anımsadığında gözlerinde kalbinle beraber ağlıyorsa, ta derinden. Hele seni anlayacak, derdine merhem olacak, doya doya aşkını anlatacağın kimseler yoksa. Garip kalmışsa gönül bahçesindeki güller. Susuz kalmışsa ve gözyaşların suluyorsa, her dem onlar kurumasın diye, Ardından baka kalmışsan ayrılırken, gönlün bitap, hüzünlü ve solgun. Elemle el sallayarak, ayaklarına git emrini vermişsen. Mecburiyetten. Ayakların kalbin kadar geri dönmeyi istemişse, ama buna çare yoksa. Ayrılmak mı daha zor, sevmek mi. Sevmek çok güzel seni Beytullah. Ayrılamaya mecburda olsam. Bunun ötesinde sevgiyi anlatmak olmaz.” Tüm insanlığın gönüllerinde böyle bir sevgiyi Halk etmesini Cenabı Hak'tan niyaz ediyorum.”
Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...