BOZDAÐ
77 defa okunmuş - 16 Şubat 2014 - Pazar 00:00
Bozdağ, partisinin seçim irtibat bürosu açılışı için geldiği Yozgat´ın Sorgun ilçesinde istiharet ettiği otelin çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun (HSYK) yapısını değiştiren yasa teklifinin meclisten muhalefet partilerinin yoğun tepkisine rağmen geçtiği ve anımsatması üzerine Bozdağ, HSYK Kanununda değişiklik yapan kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi´nde yapılan müzakere sonucunda kabul edildiği söyledi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yapmış olduğu açıklamanın devamında;  “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kanununda değişiklik yapan kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan müzakere sonucunda kabul edildi. Kanunun teklifinin müzakereleri sırasında yaşanan tartışmalarda görüşlerin ifade edilmesinde bütün partiler kendi görüşlerini açıkça söylediler. Ancak bu sırada yaşanan bazı üzüntü verici hadiseler keşke yaşanmamış olsaydı onlardan dolayı hepimiz üzgünüz. Çünkü parlamento fikirlerin, görüşlerin serdedildiği, değerlendirildiği ve neticesine göre kararlar verildiği bir yerdir. Orada şiddetin olması kabul edilemez. Milletin temsil edildiği yerde milletin temsiline uygun müzakerelerin olması bizim arzumuzdur, dileğimizdir. İnşallah bundan sonra parlamento görüşmeleri sırasında fikirler yarışır, görüşler yarışır orada değerlendirmeler olur, herkes dağarcığındaki ortaya kor ama asla şiddet ve şiddet görüntüleri olmaz”dedi Bozdağ; “Anayasanın 159. Maddesi ve diğer maddeleri gayet açık. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda değişiklik öngören teklif anayasaya aykırı değildir. Anayasanın 159. Maddesinde halkımızın referandumda kabul ettiği temel ilkeler korunmaktadır. Kamuoyuna şöyle bir hava veriliyor, sanki 12 Eylül  2010 tarihinde referandumda halkımızın kabul ettiği esaslarda yasa ile değişiklik yapılıyormuş, halkın referandumda evet dediği şey yasayla geri alınıyormuş gibi büyük bir kara propaganda yapılmaktadır, büyük bir çarpıtma yapılmaktadır. Bir defa halkımız bilmeli ki, herkes bilmeli ki Anayasanın 159. Maddesi ile halkımızın 12 Eylül 2010'da kabul ettiği düzenlemelerden geriye gidiş yoktur. Burada kabul edilen esasların değişmesi değiştirilmesi söz konusu değildir. Örneğin bu metinde HSYK üyelerinin seçim kaynakları belirtilmektedir; Yargıtay, Danıştay, Akademi, Cumhurbaşkanımızın seçecekleri ve ilk derece mahkemelerin seçecekleri bunların tamamı korunmaktadır. Kaç kişi seçecekleri tamamı korunmaktadır. Kaç kişi seçecekleri tamamı korunmaktadır. Seçim usulü aynen korunmaktadır. Öte yandan Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun üç daire halinde çalışacağı ifade edilmektedir burada bu da korunmaktadır. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun görevlerini hangi esaslara göre yapacağı Anayasa'da açık ve net olarak ifade edilmiştir. BU görevler aynen Anayasaya uygun şekilde yasada da mevcuttur. Yani Anayasanın kabul ettiği temel esası ortadan kaldıran, değiştiren en küçük bir düzenleme bu teklifte yoktur. Ama maalesef Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer muhalefet partileri bunu çarpıtarak sanki halk oylamasında kabul edilmiş olana anayasa değişikliği ortadan kaldırılıyormuş oradan geri adım atılıyormuş gibi bir hava oluşturmaktadır. Bunun gerçekle bir alakası yoktur. Yapılan değişiklikler Anayasanın yasama yetkisine bıraktığı alanlarda anayasanın diğer hükümlerine uygun HSYK hükmü ve diğer hükümlerine uygun düzenlemeleri içermektedir. Tabi Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine gidebilir. Bu Anayasanın tanıdığı bir haktır. Ancak bu Cumhurbaşkanı yasayı oyalayıp, yasanın resmi gazetede yayınlanmasından sonra işleyebilecek bir süreçtir. Gidebilir o kendi takdirleridir. Anayasa Mahkemesi kararı kendi verecektir ona dair bir şey söylememiz doğru olmaz. Yasa değişikliğinin resmi gazetede yayınlanmasından önce Anayasa Mahkemesine müracaat etme imkanı yoktur. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir yola tevessül ederse kendisi Anayasanın ön gördüğü usulün dışına çıkmış olur, Anayasayı kendisi çiğnemiş olur” diye konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin buradaki düşüncesi nedir kendisi kamuoyuna açıklayacaktır diyen Adalet Bakanı Bozdağ; “Fakat eğer Anayasa Mahkemesine Cumhurbaşkanının onayından önce resmi gazetede yayımından önce giderse bu yasama faaliyetine engel olma çalışmasıdır, yasamayı durdurma çalışmasıdır. Halbuki yasalar mecliste görüşülür, kabul edilir, Cumhurbaşkanın bu görüşme ile ilgili onama süreci bu yasama faaliyetinin de bir yandan geçerliliğinin şartıdır, bir parçasıdır. Cumhurbaşkanının onayından sonra ancak süreç tamamlanır, resmi gazetede yayınlandıktan sonra da o herkesi bağlayıcı bir hale gelir. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanımızın onayından önce böyle bir yola gitmeyi düşünmesi veya gideceğini ifade etmesi yasama faaliyetini engelleme çalışmasıdır. Bu açık bur şekilde anayasanın ortaya koyduğu kurallara aykırıdır. Kaldı ki bu düzenleme içerisinde ne Anayasanın 159. Maddesine ne anayasanın diğer maddelerine aykırı bir hüküm bulunmamaktadır. Yasamaya bırakılan alanlarda düzenleme yapılmıştır” diye konuştu. Gazetecilerin yüksek yargıda ses kayıtlarına ilişkin sorusu üzerine Bozdağ; “Tabi ben dinlemedim öyle bir kaydı henüz.  Türkiye demokratik bir hukuk devletidir, demokratik bir hukuk devletinde herkesin görevleri anayasa ve yasalarla belirlidir. Ona göre görevlerini yaparlar, tabi o kaset doğru mu onları bilmiyorum. Doğruluğunu öğrendikten sonra onun hakkında konuşma yapabiliriz. Ben sadece şunu söyleyebilirim, demokratik hukuk devletlerinde iktidara gelmenin yolu da iktidardan ayrılmanın yolu da tektir oda sandıktır. Sandığı da millet iktidarı verir iktidarı beğenmediği zaman da sandıkta iktidar değişikliğini bizzat millet yapar. Milletin dışında iktidar değişikliği demokratik ülkelerde yapan güç ve kuvvet yoktur. Olması da mümkün değildir. Ak Parti 2002 den beri milletimizin iradesi ile iktidardadır, 2004, 2007, 2009 ve 2011 seçimleri öte yandan 2010 halkla beraber yürümeyi ve birlikte hareket etmeyi başarmış bir partidir. Her seçimde milletimizin birinciliği verdiği bir partidir. Dolayısıyla bugünkü iktidarımız bugünkü gücümüz sadece milletin dua ve desteğine dayanan bir iktidardır. Biz de bunun farkındayız. Ak Partiyi iktidardan engellemek isteyen çevreler her zaman oldu. Sadece muhalefet partileri değil bazı SKT lar bazı sermaye çevreleri bazı medya çevreleri bazı uluslar arası çevreler bazı işbirlikçiler, başkaca pek çok çevreler, Ak Partiden memnun olmayabilirler, iktidardan indirmek için uğraşabilir ki uğraşıyorlar da. Biz 3 Kasım da 2002 de seçime giderken başbakanımızın ismi milletvekilliğinden silindi manşetlerde neler atıldı neler. Milletin desteğiyle iktidara geldik ve ondan sonra da pek çok darbe teşebbüsleri başkaca hadiseler ülkede yaşandı ama Ak Parti hala iktidardadır bundan sonra da iktidarda milletimizin dua ve desteği ile devam edecektir. Ben sandık dışında iktidar arayanların hepsine buradan bir çağrı yapıyorum.  Boşuna uğraşmayın. Sandığın dışında demokrasi de iktidar veren veya iktidar alan yer yoktur. Sandıkta iktidarı millet verir istemediği zaman da tekrar millet alır, yerine kimin getirileceğine de millet karar verir. Ak Parti hükümetleri ile Ak Parti iktidarıyla uğraşanların bilmesi gereken gerçek budur. Ak parti milletin duası ve desteği olduğu sürece iktidarda varlığını sürdürecektir” diye ifade etti.
Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...